8 Aralık 2010 Çarşamba

Zazacanın Dilbilgisi Yapısı ve Kelime Hazinesi

Zazacanın Dilbilgisi Yapısı ve Kelime Hazinesi 

Zazacanın komşu dillerle etkileşim içinde olmasına rağmen Orta İrani dönemden bu yana dilbilgisel olarak ve miras sözcükler açısından yapısını gayet iyi koruduğu söylenebilir. Komşu veya egemen dillerden kelime alışverişi dışında dilin diğer alanlarında fazlasıyla etkileşim gözlenmemektedir. Kültürel açıdan da yerli halk olarak komşu halklarla birçok ortak özelliği taşımaktadır. Bulunduğu ve geliştiği şartlara göre değerlendirilecek olursa, zengin bir kelime dağarcığına sahiptir.
Dilin ses yapısındaki ünlüler olan a, e, ê, ı, i, o, u, ü/û, Güney Zazacasında olan û hariç genelde kısa telaffuz edilmekte ve ünlülerde uzun : kısa karşıtlığı yoktur. Bazı ağızlardaki ö ünlüsü –ew- çift ünlüsünden dönüşmüştür (> öw~ öy), örn. Doğu-Dersim dewe, Batı-Dersim döwe ~ döe “köy” veya komşu heceden etkilenmeden ötürüdür, örn. Bingöl-Genç yeno > yön “geliyor”. Tarihsel gelişme açıdan e, ı, u ünlüleri Eski/Orta İranca’nın kısa a, i, u’nun, a, ê, i, o, û/ü ise Eski İranca uzun ā, ai (> Oİ ē), ī, au (> Oİ ō), ū ünlülerin devamıdır.
Eski İrani dönemin sonuna doğru ve orta İrani dönemin başlagıcında gerçekleşen geçmiş zamanın kuruluş şekliyle çoğu orta İrani dilde, geçmiş zaman edilgen ortaç (participle perfect passive) soneki -ta- ile oluşturulan fiil çekimin sayesinde meydana gelen biçim-sözcükdizimsel (morphosyntactic) bir fenomen olan bölünmüş ergatiflik (split ergativity), yani tüm geçmiş zaman şekillerinde geçişli fiillerde öznenin bükünlü halde belirtilmesi, nesnenin yalın halde olması, İrani dillerde ayrıca fiilin ergatif alanda da nesneye göre çekimlenmesi, bugün de Zazacada varlığını sürdürmektedir . Örn. Ez ey anan, o mı ano. “ben onu (eril) getiriyorum, o beni getiriyor”, geçmiş zamanda ise mı o ard, ey ez ardan “ben onu getirdim, o beni getirdi” şeklinde çekilir.
Çağrı hali diye bilinen vocative’i saymayacak olursak, Zazacada olan 2 hal (yalın, casus rectus, ve bükünlü casus obliquus) de Orta Batı İrani dönemden kalmadır.
İsim tamlamasında belirten isimde olduğu gibi, sıfat tamlamasında da sıfat isimden sonra gelir, sıfat da isimle birlikte çekilir, örn. her-o gewr "gri eşek", her-ê gewri "gri eşekler", her-an-ê gewr-an "gri eşekleri(n)
Eski ve Orta İrani dönemden kalma diğer bir özellik de, fiilin edilgen çatısı (diathesis, voice) mürekkep şekilde (bireşimsel, synthetic), yani yardımcı fiil olmaksızın da sınırlı fiillerle kurulması. Eski Hint-İrani edilgen soneki -ya-, Pehlevice’de bulunan –īh- şekline yansıması Zazacada –i- ile mevcut: Nan werino (weriyeno). “ekmek yeniliyor”.
İsim ve şahıs zamirlerinden öte fiil çekiminde de Merkez ve Güney’de 2. ve tüm şivelerde 3. kişide de eril ve dişil olarak cinsiyet farkı belirmekte: O vano, a vana “o (erkek) söylüyor, o (bayan) söylüyor”. Şahıs zamirlerinde ise tipik Batı İrani yapısı belirmektedir: yalın hal : bükünlü hal: ben ez : mın, sen tı : to, o (eril) o : ey ~ i ~ yı, o (dişil) a ~ ya : ae ~ ay ~ yê; biz ma : ma, siz şıma ~ sıma : şıma ~ sıma, onlar ê ~ i : inan ~ ine
İşaret zamirlerinde aslen 3 boyutlu yakınlık derecesi belirtilse de (Örn. o, n-o, e-n-o; Türkçe’de de olduğu gibi o, bu, şu), genelde kullanılan 2 derece var. Uzak derece için olanlar 3. şahıs zamirleri o, a, ê’ye denk düşerken, yakın derece için Kuzey ve Güney-Zazacasında n- önekiyle no, na, nê; ney, nae, ninan; bükünlü halde niteleyici (attributive) işlevde (n)ê, (n)a, (n)ê, örn. vengê nê heri / heran “bu eşeğin / eşeklerin sesi” iken, Merkez Zazacasında yakın derece için genelde en- ~ ın- kullanılır. Kuzeyde a-, Güneyde e- eki çok yakın derece için genelde niteleyici şekilde kullanılır, örn. eno ~ ano lacek “şu oğlan”.


Fiilde şimdiki zamanda belirgin olan bildirme, emir ve istek kipi mevcut; istek kipinde (subjunctive) olan özellik, Eski ve Orta İrani dönemde olan fiil kökeninin bu kipe yansımasıdır. Örn. Beno “götürüyor”, berd “götürdü”, eke bero “götürse”; ber- < Eski İranca bar-, proto Hint-Avrupaca *bher-.


Görülen (hikayeli) geçmiş zamanda (imperfect) tüm şahıslar için kullanılan sonek -êne (~ -ên, -ê), örn. şiyêne, diyêne “giderdi-, görürdü-” de Partça’da olan Past Optative ahēndē(h) ile alakalı olması muhtemel.


Çoğu Hint-Avrupa dillerinde var olan fiil takıları (preverbs) Zazacada iki şekliyle mevcuttur: Eski Hint-İrani döneminden kalma kimi yön belirten zarfların o dönemde de cümlede fiile yakınlaşarak erişmesi ve fiille bütünleşmesiyle oluşan fiil takıları, örn. ni-šad (< sad- “oturmak”) “(aşağıya doğru) oturmak“ > Zaz. nış-/nıştene “inmek”; ā-bar- “getirmek, ‘geriye götürmek’ ” (< bar- “götürmek”) > Farsça aver-آور/avurden آوردن, Zaz. ar-, an-/ardene “getirmek”. Kalıntı takıların bulunduğu fiiler sınırlı bir şekilde mevcut ve dilde takı olarak algılanmamakta. İkincisi ise, göreceli olarak Zazacanın kendince yeni oluşturduğu otuza yakın fiil takısı, örn. temel fiil kerdene “yapmak”: a-kerdene “açmak”, ra-kerdene “sermek”, ro-kerdene “dökmek”, de-kerdene “doldurmak”, we-kerdene “ateş yakmak”, tıra-kerdene “sürmek, takmak”, pede-kerdene “batırmak”, cêra-kerdene “ayırmak”, cıra-kerdene “kesmek (gövdesinden ayırmak)”, têra-kerdene “etrafa yaymak; uyandırmak”, tede-kerdene “saymak, saygı göstermek”, têro-kerdene “karıştırmak (kağıt)”, werê-kerdene “urgan, ip vs. dolayarak bağlamak”. Nıştene “inmek” anlamında kullanılırken, “oturmak” için ro-nıştene kullanılır. Bazı fiilerde yön belirten fiilsel ön edat diyebileceğimiz (verbal preposition) [e]ra, [e]ro biçimler de mevcut (bazı ağızlarda sadece kalıntı olarak bulunur veya kaybolmuştur): cı daene “(birine bir şey) vermek” : era cı daene (dan- ra cı) “dayamak”, ero cı nıştene (nışen- ro cı) “binmek”.